ÖZGÜRLÜĞÜN NÜANS'I

Sofi'nin Dünyası,Bölüm Bir: Cennet Bahçesi

Belginklnc

New member
"Kimsin ?" bu soruyu gerek varoluşsal aramalarımızda kendi kendimize sorduk gerekse yanlış numarayla iletişime geçmeye çalışırken bize soruldu.Bu iki soruya verdiğimiz yanıtlar ne kadar farklı olduğunu görmek,müthiş bir şaşkınlık yaratıyor olsa gerek. Şöyle ki, ikinci soruya şu şekilde "ben,şunun bunun kızı/oğlu,şu şu, bu bu bölümü okuyorum/işi yapıyorum vs. vs " cevaplar verebiliyorken, ilk soruya ise "ben...ben...,ah ben" diyebiliyoruz sadece sanırım :).

Sofi bu soruya daha çok varoluşsal gerçekliğin kendi irademizin dışında olmasından,'benin' varlığına şüphe ile yaklaşarak cevap vermişti.Şöyle ki, Sofi'ye göre: " arkadaşlarımızı seçebiliyorken, kendi dış görünüşümüzü veya insan olmayı seçemedik,seçemiyoruz !" bu bakış açısı,uzun süre beynimizde;dış görünüşümüzü ve insan olabilmeyi seçebildiğimiz anı canlandırmaya teşvik ediyor.Bu gerçekten Tanrı'yı hayal etmek kadar zor.Belki olasılıksızlığındandır :). Sofi'nin soruya olan yaklaşımını bir kenara bırakıp, kendi yaklaşımıma geçmek istiyorum.
Ben de çoğu insan gibi pek çok kez bu soruyu kendi kendime sordum, "kimim?" , "kimiz?", "kimsin?"
Birden çok topluluklar içinde yaşayan biriyim.Her ne kadar topluluktan bağımsız kararlar aldığımı ve bağımsız düşüncelere sahip olduğumu düşünsem de, aslında beni her alanda etkileyen topluluklar içindeyim.Evet pek çok topluluk ile içli-dışlıyım.Öncelikle ilk sosyal ortamım olan ailemin değer yargıları,yetiştirme stilleri vb. kişiliğime etki edecek durumlara maruz kaldım,kaldık.Aile gibi yaşadığımız,büyüdüğümüz mahalle,semt,şehir,ülke ve hatta kıta dahi yaşam stilimize, dünya görüşümüze etki eden nedenler.Tamamen bize ait düşünceler yoktur.Hele ki tamamen bize ait ahlak anlayışımız ya da dünya görüşümüz de yoktur.Entelektüel olarak etkilenen,etkileşim halinde olan canlılarız.Öyle ki, "toplumsal" sözleşmeler yaparız,moda oluştururuz,akımlara dahil oluruz,binlerce insanın kalpler attığı bir gönderiye biz de kalp atarız;insanlar yakışıklı veya güzelse başarılı olduklarını düşünür,kilolu ise sağlıksız... "Swarthmore Üniversitesi’nden Psikolog Solomon Asch 1951 yılında yaptığı bir çalışmayla bireylerin fikirlerini sadece soyut düşünceler olarak değil çok açıkça gözüken somut nesnelerde bile kararını çoğunluğun ortak görüşüne uyarak değiştirdiğini bilimsel olarak göstermiş."
Bu araştırma gibi pek çok araştırma da bireyin toplumdan bağımsız bir düşüncesi olmadığını gösterir.

toplum.jpg

Ben büsbütün ben değilim.Büsbütün toplum da değilim.Zaman zaman toplumlar seçtim,zaman zaman ise toplumlar tarafından seçildim ve çıkışları kapatılan topluluklar da oldu.Mahsur kaldığımız topluluklar.Fakat diyemem ki, topluluklardan tamamen yalıtılmış bir yerim olmadı hiç.Oldu.Ve bu zamanlarda da, bu gibi sorgulamaya iten sorularla varlığımı bulmaya,kendimi keşfetmeye çalıştım.

Yazım oldukça yüzeysel ve yoruma çok açık bir yazı oldu.Uzunca kendinden emin yazılar yazacak kadar düşüncelerimi, hem akademik olarak hem araştırma boyutu olarak olgunlaştırabilmiş değilim :)


Okuduğun için teşekkür ederim,umarım düşüncelerimi aktarabilmişimdir :)
Yorumlarda fikirlerini söylemen,fikir alış verişinin gerçekleşmesini sağlaman beni çok mutlu edecektir.
 
Son düzenleme:
"Swarthmore Üniversitesi’nden Psikolog Solomon Asch 1951 yılında yaptığı bir çalışmayla bireylerin fikirlerini sadece soyut düşünceler olarak değil çok açıkça gözüken somut nesnelerde bile kararını çoğunluğun ortak görüşüne uyarak değiştirdiğini bilimsel olarak göstermiş."
Bulunduğu toplumdaki düşünceleri farkında olmadan benimseyen kişi iradesizdir. Ne yazık ki attığımız her adımda görmek mümkün (şu zamanlar dışında)
 

Belginklnc

New member
Bulunduğu toplumdaki düşünceleri farkında olmadan benimseyen kişi iradesizdir. Ne yazık ki attığımız her adımda görmek mümkün (şu zamanlar dışında)
Aslında hepimiz iradesiz varlıklarız.Damak tadımız dahi yaşadığımız kültüre göre değişebilmekte. Ve bunun gibi,pek çok örnekte olduğu gibi hayatımızda olan çoğu şey irademiz dışındadır.İrademizin olduğunu düşündüğümüz durumlarda,olaylarda ve eylemlerde bile aslında bir avuç kum içinde, bir kum tanesi olduğumuzu fark edebiliyoruz.
 

Selqet

Admin
"Kimsin ?" bu soruyu gerek varoluşsal aramalarımızda kendi kendimize sorduk gerekse yanlış numarayla iletişime geçmeye çalışırken bize soruldu.Bu iki soruya verdiğimiz yanıtlar ne kadar farklı olduğunu görmek,müthiş bir şaşkınlık yaratıyor olsa gerek. Şöyle ki, ikinci soruya şu şekilde "ben,şunun bunun kızı/oğlu,şu şu, bu bu bölümü okuyorum/işi yapıyorum vs. vs " cevaplar verebiliyorken, ilk soruya ise "ben...ben...,ah ben" diyebiliyoruz sadece sanırım :).

Sofi bu soruya daha çok varoluşsal gerçekliğin kendi irademizin dışında olmasından,'benin' varlığına şüphe ile yaklaşarak cevap vermişti.Şöyle ki, Sofi'ye göre: " arkadaşlarımızı seçebiliyorken, kendi dış görünüşümüzü veya insan olmayı seçemedik,seçemiyoruz !" bu bakış açısı,uzun süre beynimizde;dış görünüşümüzü ve insan olabilmeyi seçebildiğimiz anı canlandırmaya teşvik ediyor.Bu gerçekten Tanrı'yı hayal etmek kadar zor.Belki olasılıksızlığındandır :). Sofi'nin soruya olan yaklaşımını bir kenara bırakıp, kendi yaklaşımıma geçmek istiyorum.
Ben de çoğu insan gibi pek çok kez bu soruyu kendi kendime sordum, "kimim?" , "kimiz?", "kimsin?"
Birden çok topluluk içinde yaşayan biriyim.Her ne kadar topluluktan bağımsız kararlar aldığımı ve bağımsız düşüncelere sahip olduğumu düşünsem de, aslında beni her alanda etkileyen topluluklar içindeyim.Evet pek çok topluluk ile içli-dışlıyım.Öncelikle ilk sosyal ortamım olan ailemin değer yargıları,yetiştirme stilleri vb. kişiliğime etki edecek durumlara maruz kaldım,kaldık.Aile gibi yaşadığımız,büyüdüğümüz mahalle,semt,şehir,ülke ve hatta kıta dahi yaşam stilimize, dünya görüşümüze etki eden nedenler.Tamamen bize ait düşünceler yoktur.Hele ki tamamen bize ait ahlak anlayışımız ya da dünya görüşümüz de yoktur.Entelektüel olarak etkilenen,etkileşim halinde olan canlılarız.Öyle ki, "toplumsal" sözleşmeler yaparız,moda oluştururuz,akımlara dahil oluruz,binlerce insanın kalpler attığı bir gönderiye biz de kalp atarız;insanlar yakışıklı veya güzelse başarılı olduklarını düşünür,kilolu ise sağlıksız... "Swarthmore Üniversitesi’nden Psikolog Solomon Asch 1951 yılında yaptığı bir çalışmayla bireylerin fikirlerini sadece soyut düşünceler olarak değil çok açıkça gözüken somut nesnelerde bile kararını çoğunluğun ortak görüşüne uyarak değiştirdiğini bilimsel olarak göstermiş."
Bu araştırma gibi pek çok araştırma da bireyin toplumdan bağımsız bir düşüncesi olmadığını gösterir.

Ekli dosyayı görüntüle 42

Ben büsbütün ben değilim.Büsbütün toplum da değilim.Zaman zaman toplumlar seçtim,zaman zaman ise toplumlar tarafından seçildim ve çıkışları kapatılan topluluklar da oldu.Mahsur kaldığımız topluluklar.Fakat diyemem ki, topluluklardan tamamen yalıtılmış bir yerim olmadı hiç.Oldu.Ve bu zamanlarda da, bu gibi sorgulamaya iten sorularla varlığımı bulmaya,kendimi keşfetmeye çalıştım.

Yazım oldukça yüzeysel ve yoruma çok açık bir yazı oldu.Uzunca kendinden emin yazılar yazacak kadar düşüncelerimi, hem akademik olarak hem araştırma boyutu olarak olgunlaştırabilmiş değilim :)


Okuduğun için teşekkür ederim,umarım düşüncelerimi aktarabilmişimdir :)
Yorumlarda fikirlerini söylemen,fikir alış verişinin gerçekleşmesini sağlaman beni çok mutlu edecektir.
Hala ''kabilemizin'' bizi dışlamasından korktuğumuz için topluma ayak uyduruyoruz ve fikirlerimizi ona göre şekillendiriyoruz.
 

Belginklnc

New member
Hala ''kabilemizin'' bizi dışlamasından korktuğumuz için topluma ayak uyduruyoruz ve fikirlerimizi ona göre şekillendiriyoruz.
Evet, haklısın.Korkuyoruz.Fakat tüm suçu korkma duygusuna atmamalıyız.Daha etkili olan bir nedene sahibiz: hayatta kalmak için uyum çabamız.Evrimsel süreç de bunu bize gösteriyor.İlk sosyalleştiğimiz ortam olan,aile ortamına uyumla başlıyor.Size gelişim psikologlarının gözlemlediği bir araştırmadan bahsetmek isterim: doğumdan bir yaşına kadar olan süreçte ailenin bebeğe karşı tutumları ve yaklaşımlarıyla bebeğin de davranış ve duygularında değişimler meydana geldiğini gözlemliyorlar.Şöyle ki,eğer bebeğin temel ihtiyaçları;beslenme,rahatlık şefkat ihtiyaçları karşılanmazsa bir güvensizlik duygusu geliştirir ve ihtiyaçlarının gelecekte karşılanmasını beklemez.Bunun gibi pek çok araştırma da bu gözlemi destekler nitelikte olduğunu da söylemek isterim.İnsan yaş aldıkça,sorgulamalarının ilk aşamalarında mutlaka dayatılan kuralların,sınırların içinde "cesaretimiz" olmadığı için katlandığımızı düşünür,fakat gerçek ne kadar cesur olursak olalım,çıktığımız bir çemberden hemen sonra başka bir çemberin içinde kendimizi bulacağımızdır.
umarım yanıtım anlaşılır olmuştur. :)
 

Belginklnc

New member
Yazıda sanırım buna cevap vermedin. Belki de benim gözümden kaçmıştır. Sen kimsin?
Yazıda sanırım buna cevap vermedin. Belki de benim gözümden kaçmıştır. Sen kimsin?
"Birden çok topluluk içinde yaşayan biriyim.Her ne kadar topluluktan bağımsız kararlar aldığımı ve bağımsız düşüncelere sahip olduğumu düşünsem de, aslında beni her alanda etkileyen topluluklar içindeyim."
Gözünden kaçmış olmalı. :)
 

CrystalH4

Admin
Yönetici
Moderatör
Hele ki tamamen bize ait ahlak anlayışımız ya da dünya görüşümüz de yoktur.
İşte tam da burası, nefsi irdelemek ve eğitmenin bile temel sebebi. İlkel insanların bu durum daha farklı halletmesi acaba şu an ki düzeni nasıl etkilerdi? Ya da fıtratımızdaki vicdani eylem bizleri bu ahlaktan yoksun bırakıyor..
 

Selqet

Admin
Evet, haklısın.Korkuyoruz.Fakat tüm suçu korkma duygusuna atmamalıyız.Daha etkili olan bir nedene sahibiz: hayatta kalmak için uyum çabamız.Evrimsel süreç de bunu bize gösteriyor.İlk sosyalleştiğimiz ortam olan,aile ortamına uyumla başlıyor.Size gelişim psikologlarının gözlemlediği bir araştırmadan bahsetmek isterim: doğumdan bir yaşına kadar olan süreçte ailenin bebeğe karşı tutumları ve yaklaşımlarıyla bebeğin de davranış ve duygularında değişimler meydana geldiğini gözlemliyorlar.Şöyle ki,eğer bebeğin temel ihtiyaçları;beslenme,rahatlık şefkat ihtiyaçları karşılanmazsa bir güvensizlik duygusu geliştirir ve ihtiyaçlarının gelecekte karşılanmasını beklemez.Bunun gibi pek çok araştırma da bu gözlemi destekler nitelikte olduğunu da söylemek isterim.İnsan yaş aldıkça,sorgulamalarının ilk aşamalarında mutlaka dayatılan kuralların,sınırların içinde "cesaretimiz" olmadığı için katlandığımızı düşünür,fakat gerçek ne kadar cesur olursak olalım,çıktığımız bir çemberden hemen sonra başka bir çemberin içinde kendimizi bulacağımızdır.
umarım yanıtım anlaşılır olmuştur. :)
O zaman daha iyi bir uyum için hiç bir şey yapmayıp düşünmemek toplum iletişimindeki dinamizmi bozmadan bizleri daha iyi birer bireyler mi yapar?
 
"Birden çok topluluk içinde yaşayan biriyim.Her ne kadar topluluktan bağımsız kararlar aldığımı ve bağımsız düşüncelere sahip olduğumu düşünsem de, aslında beni her alanda etkileyen topluluklar içindeyim."
Gözünden kaçmış olmalı. :)
Bunu zaten görmüştüm ama bunun, 'Ben kimim?' sorusuna cevap vermediğine eminim. Sizin yazdığınız cevaba göre herkesin kimliği aynı.
 

Meri.D

Moderatör
Moderatör
Bahsettiğiniz nüans zaten kimliğin kendisi
Kimliği; içerisinde cinsimiz, türümüz, adımız, sanımız, soyumuz v.b. birçok bilgimizin bulunduğunu hayal ederek söylemiştim ama büyük çerçeveden baktığımızda haklıolabilirsin. Nüansımız kimliğimiz; kimliğimiz ise nüansımız..
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst