ÖZGÜRLÜĞÜN NÜANS'I

*Bir orangutanı öldürelim, bir endemik türü yok edelim, bir çocuk işçi çalıştıralım ki 20 dakika mutlu olalım!*

Hetaera

Moderatör
Moderatör
Sarı saçlı bir küçük oğlan.
Elindeki kitabın kapağını vurur ve sert bir nefes verip dışarı bakar. Sıkılmıştır. Pencereye yaklaştığında ilerideki parkı görür ve arkadaşlarına katılmaya karar verip alelacele hazırlanıp çıkar. Koştura koştura arkadaşlarına gidiyordur.
Hızını kesmek için bir ağacın gövdesinden tutunup bir tam tur atar ve arkadaşlarının kurduğu çemberin boş noktasına oturuverir. Sohbete katılması pek uzun sürmez. Arkadaşları (birçoğu akranıdır, 8-13 yaş arasındaki çocuklardır bunlar) gelecek yıllarda çikolata yiyemeyeceklerinden endişelenmektedirler, büyüklerden biri böyle bir şeyler okumuştur.
Sarı saçlı bir küçük oğlan, ona uzatılan çikolataya bir bakar, arkadaşları üzerinde gözlerini gezdirir ve yavaşça çikolatayı alıp bildiklerini anlatmaya başlar.
"Çikolatanın birçok faydası var. Kolesterolu dengeliyor, damarlarımız için de iyi. Bizi mutlu ediyor! Çikolatayı üretmek ve çeşitlendirmek için palm yağından tutun da süte kadar birçok malzemeye ihtiyaç duyuyoruz fakat ana madde kakao çekirdeği. Aslında baya acı bir tadı var ama işlendikten sonra öyle değil. Bir ağaçta yetişir, ağacı ise sıcak iklimlerde. Ekvator çevresinde, yani dünyanın tam göbüşünde. En çok canlının yaşadığı, en fazla endemik türü içinde barındıran bitki örtüsüne ev sahipliği yapan yerlerde. Fakat bilirsiniz, kakao öylesine çok kullanılıyor ki, uzun yıllardır "üretiliyor". Kakao ağaçları için özel alanlar, çiftlikler bahçeler vardır eminim. Fakat maalesef ki bu alanlarla sınırlı kalmıyor.
Özel olarak korunan ulusal parklarda, ormanlarda, içinde nesli tükenmek üzere olan birçok hayvan ve bitki türünün yaşadığı yerlerde dahi kaçak olarak kakao ağacı dikilebiliyor. Daha kaliteli ve daha büyük çekirdeklerin yetişebilmesi için gereken güneşi alamadığı bahanesiyle çevresindeki ağaçlar "bir bir, azar azar" yakılabiliyor ya da kesilebiliyor. Yerlerine yeni kakao ağaçları dikiliyor ve bu döngü durmaksızın devam ediyor. Peki ya o ağaçların, o doğal bitki örtüsünün içinde yaşayan hayvancıklara ne oluyor dersiniz? Ah dostlarım, şempanzeler, cüce su aygırıları ve filler etkileniyor en çok, ölüyorlar!"
Çikolatasından bir parça daha atar ağzına ve arkadaşlarına bakar birer birer. Ağzının içine tuhaf ifadelerle bakıyorlardır, sarı saçlı bir küçük oğlan buna takılmaz, zaten herkesin tuhaf tuhaf ifadeleri var diye düşünür. Çikolatası ağzında erir biterken hormonları aktive olmaya başlar ve vücut enerjisi artar. Arkadaşlarından çeşitli yorumlar geliyordur.
Dilinin üzerinde ve damağında halen çikolatayı hissederken elini sallayıp susturuverir onları, "Aaa" der ağzını açıp. Unuttuklarını anlatmaya başlar. "Bir de tabii, bu çekirdeklerle uğraşmak da baya zor iş. Meyvesini topladıktan sonra kabuğunu kırıp atmak ve sonra da kurutmak gerekiyor. Çok az bir paraya yapıyorlar bunu, birçoğu bu çekirdeklerin nerede kullanıldığını bile bilmezdir herhalde. Çocuklar da bu işlerde çalışıyor hem. Firmaların başına dert açmıştı bir zamanlar..."
Arkadaşları üzerinde bir bir gözlerini gezdirir ufaklık, çikolatalarının keyiflerini çıkarırken yeni bir şeyler öğreniyor olmalarının keyfiyle onu dinliyorlardır. Bazıları hariç.
"Yani" der, "aslında, biz biraz çikolata yiyip biraz mutlu olalım diye... Türler belki yok oluyor, bazı canlar ölüyor, emek sömürülüyor." Yüzü düşer, elinde kalan tek parça çikolataya bir bakar. "Biraz keyif için böylesine yıkıcı olmak kabul edilemez." diye mırıldanır fakat sonra, elindeki parçayı ne yapacağını bilemeyip çabucak ağzına atıverir.

.

Çikolatanın kökeni Azteklere kadar uzanıyor. Bugün ise, Dünya'da kakao çekirdeğinin en çok üretildiği ülkeler Fildişi Sahilli ve Gana. 2017'de hükümetleri belli başlı çikolata firmalarına bir dizi öneriyle gitti. Ormanların kesilmesi ve doğal düzenin bozulmasına karşı işbirliğine çağırdılar.
34.000 hektarlık alanı kaplayan Mont Péko Ulusal Parkın yöneticisi, ormanın tahrip edilmesiyle dikilmiş olan 800 hektarlık alandaki kakao ağaçlarını kesmelerinin nedeninin o bölgedeki gerginliği hafifletmek olduğunu söylüyor. Çocuk işçiliği ve çevre tahribi konusunda endişelenmemek için ise uluslararası standartlara bağlı firmaları tercih etmenizi öneririm, Dünya Kakao Vakfı da böyle yapıyor. Fakat yine de bir cümle var, ana fikrini hayatın birçok ayrıntısında gördüğümüz, unutmamamız gereken bir cümle. "Çikolatayı yiyen biz değiliz ki, beyaz insanlar!"
Mighty Earth'tan Etelle Higonnet: Tropik ormanların yok edilmesi pahasına bize kendimizi iyi hissettiren lüks bir ürüne kapılamayız. Zevk için yediğimiz bir şey şempanzeleri öldürüyor ve çocukların çocuk işçiliğin en kötü biçimine maruz kalmasına yol açıyorsa; bu doğru olamaz!"

DW Türkçe'nin konu hakkındaki videosu illaki izlenmeli:

Yararlanılan kaynaklar:
arkadas.ch
 

Meri.D

Moderatör
Moderatör
Çok faydalı bir yazı olmuş, hele benim gibi çikolata sever biri için... Kesinlikle dikkate almaya çalışıcam :)
 

Selqet

Admin
Sarı saçlı bir küçük oğlan.
Elindeki kitabın kapağını vurur ve sert bir nefes verip dışarı bakar. Sıkılmıştır. Pencereye yaklaştığında ilerideki parkı görür ve arkadaşlarına katılmaya karar verip alelacele hazırlanıp çıkar. Koştura koştura arkadaşlarına gidiyordur.
Hızını kesmek için bir ağacın gövdesinden tutunup bir tam tur atar ve arkadaşlarının kurduğu çemberin boş noktasına oturuverir. Sohbete katılması pek uzun sürmez. Arkadaşları (birçoğu akranıdır, 8-13 yaş arasındaki çocuklardır bunlar) gelecek yıllarda çikolata yiyemeyeceklerinden endişelenmektedirler, büyüklerden biri böyle bir şeyler okumuştur.
Sarı saçlı bir küçük oğlan, ona uzatılan çikolataya bir bakar, arkadaşları üzerinde gözlerini gezdirir ve yavaşça çikolatayı alıp bildiklerini anlatmaya başlar.
"Çikolatanın birçok faydası var. Kolesterolu dengeliyor, damarlarımız için de iyi. Bizi mutlu ediyor! Çikolatayı üretmek ve çeşitlendirmek için palm yağından tutun da süte kadar birçok malzemeye ihtiyaç duyuyoruz fakat ana madde kakao çekirdeği. Aslında baya acı bir tadı var ama işlendikten sonra öyle değil. Bir ağaçta yetişir, ağacı ise sıcak iklimlerde. Ekvator çevresinde, yani dünyanın tam göbüşünde. En çok canlının yaşadığı, en fazla endemik türü içinde barındıran bitki örtüsüne ev sahipliği yapan yerlerde. Fakat bilirsiniz, kakao öylesine çok kullanılıyor ki, uzun yıllardır "üretiliyor". Kakao ağaçları için özel alanlar, çiftlikler bahçeler vardır eminim. Fakat maalesef ki bu alanlarla sınırlı kalmıyor.
Özel olarak korunan ulusal parklarda, ormanlarda, içinde nesli tükenmek üzere olan birçok hayvan ve bitki türünün yaşadığı yerlerde dahi kaçak olarak kakao ağacı dikilebiliyor. Daha kaliteli ve daha büyük çekirdeklerin yetişebilmesi için gereken güneşi alamadığı bahanesiyle çevresindeki ağaçlar "bir bir, azar azar" yakılabiliyor ya da kesilebiliyor. Yerlerine yeni kakao ağaçları dikiliyor ve bu döngü durmaksızın devam ediyor. Peki ya o ağaçların, o doğal bitki örtüsünün içinde yaşayan hayvancıklara ne oluyor dersiniz? Ah dostlarım, şempanzeler, cüce su aygırıları ve filler etkileniyor en çok, ölüyorlar!"
Çikolatasından bir parça daha atar ağzına ve arkadaşlarına bakar birer birer. Ağzının içine tuhaf ifadelerle bakıyorlardır, sarı saçlı bir küçük oğlan buna takılmaz, zaten herkesin tuhaf tuhaf ifadeleri var diye düşünür. Çikolatası ağzında erir biterken hormonları aktive olmaya başlar ve vücut enerjisi artar. Arkadaşlarından çeşitli yorumlar geliyordur.
Dilinin üzerinde ve damağında halen çikolatayı hissederken elini sallayıp susturuverir onları, "Aaa" der ağzını açıp. Unuttuklarını anlatmaya başlar. "Bir de tabii, bu çekirdeklerle uğraşmak da baya zor iş. Meyvesini topladıktan sonra kabuğunu kırıp atmak ve sonra da kurutmak gerekiyor. Çok az bir paraya yapıyorlar bunu, birçoğu bu çekirdeklerin nerede kullanıldığını bile bilmezdir herhalde. Çocuklar da bu işlerde çalışıyor hem. Firmaların başına dert açmıştı bir zamanlar..."
Arkadaşları üzerinde bir bir gözlerini gezdirir ufaklık, çikolatalarının keyiflerini çıkarırken yeni bir şeyler öğreniyor olmalarının keyfiyle onu dinliyorlardır. Bazıları hariç.
"Yani" der, "aslında, biz biraz çikolata yiyip biraz mutlu olalım diye... Türler belki yok oluyor, bazı canlar ölüyor, emek sömürülüyor." Yüzü düşer, elinde kalan tek parça çikolataya bir bakar. "Biraz keyif için böylesine yıkıcı olmak kabul edilemez." diye mırıldanır fakat sonra, elindeki parçayı ne yapacağını bilemeyip çabucak ağzına atıverir.

.

Çikolatanın kökeni Azteklere kadar uzanıyor. Bugün ise, Dünya'da kakao çekirdeğinin en çok üretildiği ülkeler Fildişi Sahilli ve Gana. 2017'de hükümetleri belli başlı çikolata firmalarına bir dizi öneriyle gitti. Ormanların kesilmesi ve doğal düzenin bozulmasına karşı işbirliğine çağırdılar.
34.000 hektarlık alanı kaplayan Mont Péko Ulusal Parkın yöneticisi, ormanın tahrip edilmesiyle dikilmiş olan 800 hektarlık alandaki kakao ağaçlarını kesmelerinin nedeninin o bölgedeki gerginliği hafifletmek olduğunu söylüyor. Çocuk işçiliği ve çevre tahribi konusunda endişelenmemek için ise uluslararası standartlara bağlı firmaları tercih etmenizi öneririm, Dünya Kakao Vakfı da böyle yapıyor. Fakat yine de bir cümle var, ana fikrini hayatın birçok ayrıntısında gördüğümüz, unutmamamız gereken bir cümle. "Çikolatayı yiyen biz değiliz ki, beyaz insanlar!"
Mighty Earth'tan Etelle Higonnet: Tropik ormanların yok edilmesi pahasına bize kendimizi iyi hissettiren lüks bir ürüne kapılamayız. Zevk için yediğimiz bir şey şempanzeleri öldürüyor ve çocukların çocuk işçiliğin en kötü biçimine maruz kalmasına yol açıyorsa; bu doğru olamaz!"

DW Türkçe'nin konu hakkındaki videosu illaki izlenmeli:

Yararlanılan kaynaklar:
arkadas.ch
İnsanoğlu o kadar nankör ki bilse, görse bile elindeki çikolatayı ne yapacağını bilmeden ağzına atıyor :/
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst