ÖZGÜRLÜĞÜN NÜANS'I

Beyin Kıvrımlarım Kıvırtıyor!

Zaman zaman kafalarımız karışmalı mı? Yoksa risk almadan devam mı?

  • Usta bana bulaşmayın.

  • Zaten karışık, aynen devam yani...

  • 2021'i göremeyeceğiz bu gidişle, bunların ne önemi var?

  • Risk sevmiyorum ben ya..


Sonuçlar yalnızca oylamadan sonra görülebilir.

Meri.D

Moderatör
Moderatör
“Yaşama cüret etmenin ardında kesin bir ilgi var…”

Ben karışık seviyorum bu hayatı, en sade olanından fakat bolca da karışık. Bunu nasıl benimsedim farkında değilim lakin biraz kendimi gözlemlemem yeterli oldu bunu fark etmem için. Mesela ben yemek yerken az ve öz yiyorum ama sırayla ve art arda değil, karışık. Ya da kitaplığım mesela, karışıktır her zaman, sınıflandırıyor olmakla beraber benden başkasının göremeyeceği karışık bir düzene sahip. Aynı şey uyku düzenim ve spor saatlerim için de geçerli, yani düzenimin adı: Kaos. Tüm bu karmaşanın bende en çok görünür olduğu yer ise, mutlak surette zihnim!

Örneğin ben araştırmayı severim, insan hakkında sınırsız bilgiye iştah duyarım. Nerede anlayamadığım bir karakter görsem, gölgesi gibi yanında bulurum kendimi. İlgimi çeker ondaki algılayamadığım karmaşa. Cevaplar bulmaya başladıkça yeni sorunlar ile merhabalaşırım, bilgilendikçe Kaos'um büyür, içime sığmaz olur. Düşündükçe düşünmeye, sonuca vardıkça da kararsızlıklara bulaşırım. Hep zihnime davet ederim bilgileri, değerli gördüğüm kadim dostlarım gibi. Fakat sorun şudur ki, hangi dostumu nerede misafir edeceğimi bilemem. ‘Hangisi bende yatılı kalacak misafir olsun?’ sorusuna cevap bulmam zaman alır. Düşüncelerim, nereye geçeceğini bilemeyen dostlarım, zihnimin içinde ileri geri gezinip dururlar.

Bazen şüpheden kaynaklı yerleştiremem dostlarımı yerlerine. Çünkü bildiğim şeyleri ne kadar bildiğimden emin olamam. Düşünsenize, 21. Yüzyılın her adımda bilgiye ulaşma imkanı sağladı günümüz teknolojisi içerisinde, hangi bilgime güvenebilir ya da yeterli görebilirim ki? İşte belki de bu sebeplerden olsa gerek, zihnimde hep bir taraflara koşuşturan, her engele çarpa çarpa yolunu bulmaya çalışan karıncalar mevcut. Hayır delirmedim, yalnızca içim dışım karman çorman! Peki beynimde fokurdayan bu çorba, benim için zararlı mı? Bunu öğrenmem gerekmekte.

Kafa karışıklığı, yaşamımız boyunca sıklıkla karşı karşıya kaldığımız hallerden birisidir. Çoğunlukla çıkmazlara girdiğimiz bu psikolojik halin, özellikle de bir şeyi öğrenmeye çalışırken önemli ve hatta gerekli olabileceğini söylemeliyiz.
Kafa karışıklığı genellikle yeni bir bilgi ile karşı karşıya kaldığımızda deneyimlediğimiz bir durumdur. Eğer ki, kavramaya çalıştığımız bilgi kompleks, genel kanıların aksini gösteren ya da daha önce hiç karşılaşmadığımız bir şeyse, kafamızın karışması oldukça muhtemeldir. Bu hali yaşadığımızda, yeni gelen bilgileri mevcut bilgimizle uzlaştırmada güçlük çekeriz. Örneğin, bir matematik problemini kafa karıştırıcı bulabiliriz, çünkü matematiksel sembollerin ne anlama geldiğini bilmiyor ya da hesaplama yapmada güçlük çekiyor olabiliriz. Kafamızdaki bu karışıklık da, mevcut bilgimizin yeni bilgiyle başa çıkabilecek donanımda olmamasından kaynaklanır.


Çok yaygın olarak üniversitelerde kullanılan bir yöntem olan kafa karıştırma tekniği, riskli olmakla beraber etkili ve hızlı sonuç veren eğitim/öğretim metotlarından birisidir. ‘Bir musibet bin nasihatten iyidir’ sözüyle de kısmen ilişkilendirebiliriz. Varsayın ki öğretmeniniz anlattığı kurallar üzerinden soru çözecek, ve oldukça monoton bir ders akışınız var. Olur da tahtada çözülen soru öğretmen tarafından yanlış çözülürse, tüm sınıf daha dikkatli bir şekilde tahtadaki soruya odaklanır ve hatayı arar. Bazen çözümü aramak yerine hatayı yapmak, doğru sonuca ulaşmakta daha etkili olabilmektedir. Ki günlük hayatta birçok birey, aktarılan tecrübeden yararlanmak yerine kendisi deneyimlemek ister. Çünkü yaşamlar, bireyseldir ve farklı koşullar ekseninde oluşur. “Doğru” olduğu saptanan yolun, herkes için doğru olup olamayacağı konusu bilindiği üzere, bilgi felsefesinin de temelini oluşturmuştur. Yani arkadaşlar, düşüncelerinizin içinden çıkılamaz hale gelip karıştığını hissederseniz, korkmayın. Kafanızın karışması, işleyen bir kafanızın olduğuna en büyük ispattır. Çünkü düşünmeyen kafa karışmaz, karışamaz. İsmet ÖZEL’ de aynı düşünceyi savunarak “Kafa karışsın ki çalıştığı belli olsun.” Demiştir. Ayrıca yapılan araştırmalar (1), kafa karışıklığının olumsuz bir durum olmasından ziyade öğrenme sürecinin verimli bir hali olabileceğini ortaya koyuyor.

Kompleks ve yeni bilgileri beynimize buyur ettiğimizde zihnimizde oluşan ya da oluşabilecek kafa karışıklığı halini doğru saptamamız gerekir. Öncelikle bu durumu kabul etmek, daha sonra da kol kola girmiş dans eden bilgilerimizin yarattığı karmaşayı düzenlememiz şarttır. Eğer ki durumunuzu fark etmişseniz, pes etmek o anda yapılması en muhtemel hatadır. Lütfen pes etmeyin ve sonuca ulaşma azmiyle karışıklığı giderme çabasına girişin. İşte tam olarak burada söz konusu olan çaba ‘etkili öğrenme’ şeklinde adlandırılabilir. Bunun yanı sıra kafa karışıklığının belirtisi sayıldığı ciddi ruhsal hastalıklar da mevcuttur. Ayrıca kafa karışıklığının belirtileri, psikolojide psikozun da belirtileri arasında yer alır. Örneğin: Cümlelerin sırasının karışması, anlamsız konuşmalar, bir diyalogu sürdürmekte güçlük, düşünce üretme hızında artma ya da azalma olabilir. Fakat korkmayın, her kafası karışan ve bu belirtilere sahip olan deli değil. Gerçi günümüzde fark etmişsinizdir ki, “delirmeyen bizden değil” gibi bir algı da söz konusu. (Konumuza dâhil olmadığı için bu konuyu araştırmak isteyenlere şimdilik sadece psikotik rahatsızlık ve bipolar bozukuk hakkında link bırakıyorum.(2))

Bu konuyu “ İşleyen demir pas tutmaz.” atasözünü irdeleyerek de açıklayabiliriz. Atalarımızın tebliğ etmeye çalıştıkları nasihatin, hem ruhsal hem bedensel bir ‘işleme’ durumu olduğunu anlamak zor değildir. Zira günümüzde ruh ve beden sağlığının birbiri üzerinde son derece etkili olduğu da aşikârdır. Bahsedilen “aktiflik” beden üzerinden: yeme düzeni, spor, uyku düzeni, sosyal hayat gibi anlaşılabilirken; zihin üzerinden: araştırma, ezberleme, okuma, yazma, düşünme şeklinde anlaşılmalıdır. Bu aktifliğin gerçek anlamda sağlanabilmesi için de bilgiyi araştırma, bulunan bilgiyi sorgulama, bilgiler neticesinde kafa karışıklığı yaşama, erişilen veri ve bilgileri sınıflandırma, ek bilgi için okuma yapma, akılda tutabilmek için ezberleme ve sonucu netleştirebilmek için yazma gibi bir güzergâh izlenilebilir.



İnsanoğlu, fıtraten mevcut durumu kontrol altına almak ve temkinli durmak ister. Konfor alanlarını belirler ve oradan uzaklaşma riskini almaz. Düşünceleri için de aynı durum söz konusudur. Doğrularını belirler ve diğer bilgileri araştırma gayretine girmez, çünkü kafası karışsın istemez. Bu yüzden mevcut ve doğru olduğuna kanaat ettiği bilgiler çerçevesinde tüm hayatını geçirmeye çalışır. Oysaki kafasının varlığına ve insanlığına yaraşır şekilde çalışabilmesi için belli noktalarda mutlaka karışıyor olması gerekir. “kaybetmediğin şeyi bulamazsın” anlayışına benzeyen “karışmayan kafa çalışmaz” düşüncesini neticelemek söz konusu değildir. Aksini iddia etmek mümkün olabilir. Bu durumda da hodri meydan demekten başka seçeneğim yok diyebilirim. Çünkü biliyorum ki bir fikri kazanabilmek için önce o fikir adına savaşmak gerekir. Savaşmadan kazanamayız!

Son olarak kendi görüşümü dile getirecek olursam, karışmaktan korkmayın arkadaşlar. Aynı zamanda temkininizi de elden bırakmayın. İyi bir hedefe sahipseniz, hedefe ulaşmak için attığınız her adımda bunu hatırlamaya çalışın. Her hamlenizde gardınızı ve kılıcınızı indirmeden, geri adım atmak zorunda kalmadan hedefiniz için savaşmaya devam edin. Ve unutmayın ki, savaşmadan kimin kazanacağını bilemezsiniz. Ve bu savaşta ordular değil bireyler söz konusu. Büyüyü bozarak size savaşın adını da söyleyebilirim, bu savaşın adı: Yaşam! Kendinizi yaşadığınıza dair kandırmayı bir kenara bırakın. Yaşamak mı istiyorsunuz? O halde yaşayın.


Kavga bitmedi kalkma sofradan
Kentlere kalan bir merhaba var
Her belada elvedalar
Elde var berhava
Sabrın taşı çatlamakta velakin
Her derde var deva
Korkup susan bizden değil!

-SAİAN





(1) https://bilimfili.com/kafa-karisikligi-aslinda-faydaniza-olabilir/
(2) http://www.psikiyatri.net/psikoz-belirtileri/
https://www.e-psikiyatri.com/kategori/bipolar-bozukluk-manik-depresif-hastalik
 

Selqet

Admin
us’un bu sözünün sonunu bu de
“Yaşama cüret etmenin ardında kesin bir ilgi var…”

Ben karışık seviyorum bu hayatı, en sade olanından fakat bolca da karışık. Bunu nasıl benimsedim farkında değilim lakin biraz kendimi gözlemlemem yeterli oldu bunu fark etmem için. Mesela ben yemek yerken az ve öz yiyorum ama sırayla ve art arda değil, karışık. Ya da kitaplığım mesela, karışıktır her zaman, sınıflandırıyor olmakla beraber benden başkasının göremeyeceği karışık bir düzene sahip. Aynı şey uyku düzenim ve spor saatlerim için de geçerli, yani düzenimin adı: Kaos. Tüm bu karmaşanın bende en çok görünür olduğu yer ise, mutlak surette zihnim!

Örneğin ben araştırmayı severim, insan hakkında sınırsız bilgiye iştah duyarım. Nerede anlayamadığım bir karakter görsem, gölgesi gibi yanında bulurum kendimi. İlgimi çeker ondaki algılayamadığım karmaşa. Cevaplar bulmaya başladıkça yeni sorunlar ile merhabalaşırım, bilgilendikçe Kaos'um büyür, içime sığmaz olur. Düşündükçe düşünmeye, sonuca vardıkça da kararsızlıklara bulaşırım. Hep zihnime davet ederim bilgileri, değerli gördüğüm kadim dostlarım gibi. Fakat sorun şudur ki, hangi dostumu nerede misafir edeceğimi bilemem. ‘Hangisi bende yatılı kalacak misafir olsun?’ sorusuna cevap bulmam zaman alır. Düşüncelerim, nereye geçeceğini bilemeyen dostlarım, zihnimin içinde ileri geri gezinip dururlar.

Bazen şüpheden kaynaklı yerleştiremem dostlarımı yerlerine. Çünkü bildiğim şeyleri ne kadar bildiğimden emin olamam. Düşünsenize, 21. Yüzyılın her adımda bilgiye ulaşma imkanı sağladı günümüz teknolojisi içerisinde, hangi bilgime güvenebilir ya da yeterli görebilirim ki? İşte belki de bu sebeplerden olsa gerek, zihnimde hep bir taraflara koşuşturan, her engele çarpa çarpa yolunu bulmaya çalışan karıncalar mevcut. Hayır delirmedim, yalnızca içim dışım karman çorman! Peki beynimde fokurdayan bu çorba, benim için zararlı mı? Bunu öğrenmem gerekmekte.

Kafa karışıklığı, yaşamımız boyunca sıklıkla karşı karşıya kaldığımız hallerden birisidir. Çoğunlukla çıkmazlara girdiğimiz bu psikolojik halin, özellikle de bir şeyi öğrenmeye çalışırken önemli ve hatta gerekli olabileceğini söylemeliyiz.
Kafa karışıklığı genellikle yeni bir bilgi ile karşı karşıya kaldığımızda deneyimlediğimiz bir durumdur. Eğer ki, kavramaya çalıştığımız bilgi kompleks, genel kanıların aksini gösteren ya da daha önce hiç karşılaşmadığımız bir şeyse, kafamızın karışması oldukça muhtemeldir. Bu hali yaşadığımızda, yeni gelen bilgileri mevcut bilgimizle uzlaştırmada güçlük çekeriz. Örneğin, bir matematik problemini kafa karıştırıcı bulabiliriz, çünkü matematiksel sembollerin ne anlama geldiğini bilmiyor ya da hesaplama yapmada güçlük çekiyor olabiliriz. Kafamızdaki bu karışıklık da, mevcut bilgimizin yeni bilgiyle başa çıkabilecek donanımda olmamasından kaynaklanır.


Çok yaygın olarak üniversitelerde kullanılan bir yöntem olan kafa karıştırma tekniği, riskli olmakla beraber etkili ve hızlı sonuç veren eğitim/öğretim metotlarından birisidir. ‘Bir musibet bin nasihatten iyidir’ sözüyle de kısmen ilişkilendirebiliriz. Varsayın ki öğretmeniniz anlattığı kurallar üzerinden soru çözecek, ve oldukça monoton bir ders akışınız var. Olur da tahtada çözülen soru öğretmen tarafından yanlış çözülürse, tüm sınıf daha dikkatli bir şekilde tahtadaki soruya odaklanır ve hatayı arar. Bazen çözümü aramak yerine hatayı yapmak, doğru sonuca ulaşmakta daha etkili olabilmektedir. Ki günlük hayatta birçok birey, aktarılan tecrübeden yararlanmak yerine kendisi deneyimlemek ister. Çünkü yaşamlar, bireyseldir ve farklı koşullar ekseninde oluşur. “Doğru” olduğu saptanan yolun, herkes için doğru olup olamayacağı konusu bilindiği üzere, bilgi felsefesinin de temelini oluşturmuştur. Yani arkadaşlar, düşüncelerinizin içinden çıkılamaz hale gelip karıştığını hissederseniz, korkmayın. Kafanızın karışması, işleyen bir kafanızın olduğuna en büyük ispattır. Çünkü düşünmeyen kafa karışmaz, karışamaz. İsmet ÖZEL’ de aynı düşünceyi savunarak “Kafa karışsın ki çalıştığı belli olsun.” Demiştir. Ayrıca yapılan araştırmalar (1), kafa karışıklığının olumsuz bir durum olmasından ziyade öğrenme sürecinin verimli bir hali olabileceğini ortaya koyuyor.

Kompleks ve yeni bilgileri beynimize buyur ettiğimizde zihnimizde oluşan ya da oluşabilecek kafa karışıklığı halini doğru saptamamız gerekir. Öncelikle bu durumu kabul etmek, daha sonra da kol kola girmiş dans eden bilgilerimizin yarattığı karmaşayı düzenlememiz şarttır. Eğer ki durumunuzu fark etmişseniz, pes etmek o anda yapılması en muhtemel hatadır. Lütfen pes etmeyin ve sonuca ulaşma azmiyle karışıklığı giderme çabasına girişin. İşte tam olarak burada söz konusu olan çaba ‘etkili öğrenme’ şeklinde adlandırılabilir. Bunun yanı sıra kafa karışıklığının belirtisi sayıldığı ciddi ruhsal hastalıklar da mevcuttur. Ayrıca kafa karışıklığının belirtileri, psikolojide psikozun da belirtileri arasında yer alır. Örneğin: Cümlelerin sırasının karışması, anlamsız konuşmalar, bir diyalogu sürdürmekte güçlük, düşünce üretme hızında artma ya da azalma olabilir. Fakat korkmayın, her kafası karışan ve bu belirtilere sahip olan deli değil. Gerçi günümüzde fark etmişsinizdir ki, “delirmeyen bizden değil” gibi bir algı da söz konusu. (Konumuza dâhil olmadığı için bu konuyu araştırmak isteyenlere şimdilik sadece psikotik rahatsızlık ve bipolar bozukuk hakkında link bırakıyorum.(2))

Bu konuyu “ İşleyen demir pas tutmaz.” atasözünü irdeleyerek de açıklayabiliriz. Atalarımızın tebliğ etmeye çalıştıkları nasihatin, hem ruhsal hem bedensel bir ‘işleme’ durumu olduğunu anlamak zor değildir. Zira günümüzde ruh ve beden sağlığının birbiri üzerinde son derece etkili olduğu da aşikârdır. Bahsedilen “aktiflik” beden üzerinden: yeme düzeni, spor, uyku düzeni, sosyal hayat gibi anlaşılabilirken; zihin üzerinden: araştırma, ezberleme, okuma, yazma, düşünme şeklinde anlaşılmalıdır. Bu aktifliğin gerçek anlamda sağlanabilmesi için de bilgiyi araştırma, bulunan bilgiyi sorgulama, bilgiler neticesinde kafa karışıklığı yaşama, erişilen veri ve bilgileri sınıflandırma, ek bilgi için okuma yapma, akılda tutabilmek için ezberleme ve sonucu netleştirebilmek için yazma gibi bir güzergâh izlenilebilir.



İnsanoğlu, fıtraten mevcut durumu kontrol altına almak ve temkinli durmak ister. Konfor alanlarını belirler ve oradan uzaklaşma riskini almaz. Düşünceleri için de aynı durum söz konusudur. Doğrularını belirler ve diğer bilgileri araştırma gayretine girmez, çünkü kafası karışsın istemez. Bu yüzden mevcut ve doğru olduğuna kanaat ettiği bilgiler çerçevesinde tüm hayatını geçirmeye çalışır. Oysaki kafasının varlığına ve insanlığına yaraşır şekilde çalışabilmesi için belli noktalarda mutlaka karışıyor olması gerekir. “kaybetmediğin şeyi bulamazsın” anlayışına benzeyen “karışmayan kafa çalışmaz” düşüncesini neticelemek söz konusu değildir. Aksini iddia etmek mümkün olabilir. Bu durumda da hodri meydan demekten başka seçeneğim yok diyebilirim. Çünkü biliyorum ki bir fikri kazanabilmek için önce o fikir adına savaşmak gerekir. Savaşmadan kazanamayız!

Son olarak kendi görüşümü dile getirecek olursam, karışmaktan korkmayın arkadaşlar. Aynı zamanda temkininizi de elden bırakmayın. İyi bir hedefe sahipseniz, hedefe ulaşmak için attığınız her adımda bunu hatırlamaya çalışın. Her hamlenizde gardınızı ve kılıcınızı indirmeden, geri adım atmak zorunda kalmadan hedefiniz için savaşmaya devam edin. Ve unutmayın ki, savaşmadan kimin kazanacağını bilemezsiniz. Ve bu savaşta ordular değil bireyler söz konusu. Büyüyü bozarak size savaşın adını da söyleyebilirim, bu savaşın adı: Yaşam! Kendinizi yaşadığınıza dair kandırmayı bir kenara bırakın. Yaşamak mı istiyorsunuz? O halde yaşayın.


Kavga bitmedi kalkma sofradan
Kentlere kalan bir merhaba var
Her belada elvedalar
Elde var berhava
Sabrın taşı çatlamakta velakin
Her derde var deva
Korkup susan bizden değil!

-SAİAN





(1) https://bilimfili.com/kafa-karisikligi-aslinda-faydaniza-olabilir/
(2) http://www.psikiyatri.net/psikoz-belirtileri/
https://www.e-psikiyatri.com/kategori/bipolar-bozukluk-manik-depresif-hastalik
''Yaşam satranç gibidir hakimiyet yalnızca sizin elinizdedir.'' Eğer hamleler doğru ve yerindeyse ortadaki karmaşa gibi görünen durum bizim lehimize sonuçlanabilir.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst