PAYLAŞIMA NÜANS OL!

Armut Ağacının Dibine Düşen Elma?

TARAFINI SEÇ

  • Armut olsa da yesek...

  • Usta bana bulaşmayın.

  • Elma olup kurtlanmayan bizden değil!


Sonuçlar yalnızca oylamadan sonra görülebilir.

Meri.D

Moderatör
Moderatör
Yaşınız kaç olursa olsun, dönün ve geride bıraktıklarınıza bakın. Anılarınıza…

Hatırladığınız ilk çocukluk anısına gidin, iyi veya kötü. Duygularınızı tekrar düşünün, neler hissettiniz, neden hissettiniz; nasıl olmalıydı, nasıl oldu ve nasıl olacak?

Her bir anınızda, hislerinizin aktifleşmesi için gereken ilk etken, sizden başka bir insanın mevcudiyetidir. Zira yalnızlık hissi bile, insanlardan kaynaklanır. Yaşamımızın belki birçok saniyesinde, sosyal hayatın ve sosyal duygunun etkisi altındayızdır. Kimi zaman varlığı ile bize bir şey katan insanlar, kimi zaman da yokluğu ile katkıda bulunur.

Çocukluğa giriş çağlarında ilk gördüğümüz insanlar, ailemiz ve akrabalarımızdır. İlk onları sever ya da ilk onlardan uzaklaşırız. Tanıdığımız ve bildiğimiz yaşam sayısı kısıtlıdır ve tüm dünyamız bu tanık olduğumuz yaşamlardan ibarettir. Sanırız ki, herkes böyle, herkes bizim gibi. Fakat arkadaş edinmeye başladığımızda görürüz ki gerçeklerden habersiz yaşamışız. Bu noktada sosyal yaşantının ilk adımlarını atmış bulunuruz. Şanslıysak ve ailemiz bilinçliyse, öğrendiğimiz ve gözlemlediğimiz şeyleri analiz etme olanağımız vardır, hem de ilk sevdiğimiz insanlar olan ailemizle. Fakat bir şeyler ters gittiyse ve şartlar elinizde olmadan aileniz ile aranıza problemler yığıldıysa, kendi gözlemlerinizi kendi gördükleriniz ve yaşadıklarınızla kıyaslayarak analiz edersiniz. Evet buna hayata yenik başlamak denilebilir belki. Fakat hiçbir sonuç, başlangıçla doğru orantılı olmak zorunda değildir.

Yani hayatınızın ilk aşamasında, henüz çocukluk ve gelişme dönemindeyken, yaşama ve insanlığa dair yaptığınız çıkarımlar, ön yargılı, yanlış ya da katı olabilir. İçinde debelendiğiniz “hayat” sizi bazen birkaç adım bazen de metrelerce geriye sürükleyebilir. Bu durumda sizin müdahale edemeyeceğiniz ama eleştirebileceğiniz birçok durum da mevcuttur. Aile içi şiddete tanık olmuş olabilirsiniz, kardeşlerinizle problemleriniz olabilir, hırçın geçen çocukluk ve baskıcı ebeveynlere sahip olmak da sizi diğerlerine geride bırakmış olabilir. Her probleminizin temelinde aile kavramı yer alabilir ve bu sizi daha fazla saldırgan yahut daha fazla korumacı yapabilir. Fakat kendinize neyi hatırlatmanız gerek biliyor musunuz? BUNLAR ÖNEMLİ DEĞİL!

Yarışa geriden başlamak yarışı tamamlamaya, sonunu görmeye, yarıştan keyif almaya yahut sizi geriye iten sebepleri bahane edinip sürekli şikayet etmeye sebep değil, olamaz. Armut her zaman dibine düşmez. Sizler zincirlerinizi kabullenmek zorunda değilsiniz. Problemlerinizi vücudunuzda bir organ gibi benimsemeniz yanlış. Sorunlar tek aşamadan oluşmaz. Düşünceme göre nedenler ve sonuçlara dayalı bir sistemin içerisinde yaşarken, problemlerimizi, travmalarımızı, yüklerimizi ve gerekirse bizi zincire vuran büyüklerimizi sebeplerden ibaret görüp sonuca odaklanmalı ve çözüm üretmeliyiz. Genetiğin insan hayatında ne kadar büyük bir rolünün olduğunu bilsek de, her şeyin bundan ibaret olmadığını, her kızın annesinin kaderini yaşamak zorunda olmadığını, her erkek çocuğun kendi soyundaki erkeklere mutlaka benzer olmadığını bilmeliyiz. Evet belki etkili, ama tamamımız değil. Belki insanlar bizi biz yapan temel etken, ama biz değiller. Sen, senin tercihlerin üzerinden oluşuyorsun. Annen baban seni kendine benzer yetiştirdiği için, onların nefret ile tepki gösterdiği olaya bir sonraki nesil olarak farklı bir çeşidiyle ama aynı dürtüden yola çıkarak tepki veriyorsun. Fakat bunlar yaşam alanının kısıtlılığı ile ilgili. Başka görüşleri, yaşamları, tepkileri, alışkanlıkları bilmediğinden, içgüdüsel davranıyorsun.


Tam olarak bu yüzden insanları tanımaya çalışman, seyahat etmen, sosyal etkinliklere katılman ve çokça kitap okuman gerek. Başkaldırman için, başının eğik olduğunu fark edebilmelisin!


Öğrenilmiş çaresizlik ile nefes alıp vermek, ne olursa olsun hayatının çevrende görüp sıradanlığı ya da sahteliği yüzünden eleştirdiğin insanların hayatlarından farklı olamayacağını düşünmek, bilmelsin ki “senin tercihin”. İnsanlar bizi etkiler, izin verdiklerimiz de vermediklerimiz de. Bilinçaltı, bunun en sarih örneğidir. Ve bilinç de bu yüzden var, farkında olup müdahale edebileceklerimize tepki göstermemiz için.

Belki karmaşık ele aldım düşüncelerimi fakat demem o ki, kaderinin efendisi olup mutlu, huzurlu ve başarılı olmak senin elinde. Bu şansı değerlendir ve kaybetme. Armutlara inat Elma olmaya ne dersin?
 

Selqet

Admin
Yaşınız kaç olursa olsun, dönün ve geride bıraktıklarınıza bakın. Anılarınıza…

Hatırladığınız ilk çocukluk anısına gidin, iyi veya kötü. Duygularınızı tekrar düşünün, neler hissettiniz, neden hissettiniz; nasıl olmalıydı, nasıl oldu ve nasıl olacak?

Her bir anınızda, hislerinizin aktifleşmesi için gereken ilk etken, sizden başka bir insanın mevcudiyetidir. Zira yalnızlık hissi bile, insanlardan kaynaklanır. Yaşamımızın belki birçok saniyesinde, sosyal hayatın ve sosyal duygunun etkisi altındayızdır. Kimi zaman varlığı ile bize bir şey katan insanlar, kimi zaman da yokluğu ile katkıda bulunur.

Çocukluğa giriş çağlarında ilk gördüğümüz insanlar, ailemiz ve akrabalarımızdır. İlk onları sever ya da ilk onlardan uzaklaşırız. Tanıdığımız ve bildiğimiz yaşam sayısı kısıtlıdır ve tüm dünyamız bu tanık olduğumuz yaşamlardan ibarettir. Sanırız ki, herkes böyle, herkes bizim gibi. Fakat arkadaş edinmeye başladığımızda görürüz ki gerçeklerden habersiz yaşamışız. Bu noktada sosyal yaşantının ilk adımlarını atmış bulunuruz. Şanslıysak ve ailemiz bilinçliyse, öğrendiğimiz ve gözlemlediğimiz şeyleri analiz etme olanağımız vardır, hem de ilk sevdiğimiz insanlar olan ailemizle. Fakat bir şeyler ters gittiyse ve şartlar elinizde olmadan aileniz ile aranıza problemler yığıldıysa, kendi gözlemlerinizi kendi gördükleriniz ve yaşadıklarınızla kıyaslayarak analiz edersiniz. Evet buna hayata yenik başlamak denilebilir belki. Fakat hiçbir sonuç, başlangıçla doğru orantılı olmak zorunda değildir.

Yani hayatınızın ilk aşamasında, henüz çocukluk ve gelişme dönemindeyken, yaşama ve insanlığa dair yaptığınız çıkarımlar, ön yargılı, yanlış ya da katı olabilir. İçinde debelendiğiniz “hayat” sizi bazen birkaç adım bazen de metrelerce geriye sürükleyebilir. Bu durumda sizin müdahale edemeyeceğiniz ama eleştirebileceğiniz birçok durum da mevcuttur. Aile içi şiddete tanık olmuş olabilirsiniz, kardeşlerinizle problemleriniz olabilir, hırçın geçen çocukluk ve baskıcı ebeveynlere sahip olmak da sizi diğerlerine geride bırakmış olabilir. Her probleminizin temelinde aile kavramı yer alabilir ve bu sizi daha fazla saldırgan yahut daha fazla korumacı yapabilir. Fakat kendinize neyi hatırlatmanız gerek biliyor musunuz? BUNLAR ÖNEMLİ DEĞİL!

Yarışa geriden başlamak yarışı tamamlamaya, sonunu görmeye, yarıştan keyif almaya yahut sizi geriye iten sebepleri bahane edinip sürekli şikayet etmeye sebep değil, olamaz. Armut her zaman dibine düşmez. Sizler zincirlerinizi kabullenmek zorunda değilsiniz. Problemlerinizi vücudunuzda bir organ gibi benimsemeniz yanlış. Sorunlar tek aşamadan oluşmaz. Düşünceme göre nedenler ve sonuçlara dayalı bir sistemin içerisinde yaşarken, problemlerimizi, travmalarımızı, yüklerimizi ve gerekirse bizi zincire vuran büyüklerimizi sebeplerden ibaret görüp sonuca odaklanmalı ve çözüm üretmeliyiz. Genetiğin insan hayatında ne kadar büyük bir rolünün olduğunu bilsek de, her şeyin bundan ibaret olmadığını, her kızın annesinin kaderini yaşamak zorunda olmadığını, her erkek çocuğun kendi soyundaki erkeklere mutlaka benzer olmadığını bilmeliyiz. Evet belki etkili, ama tamamımız değil. Belki insanlar bizi biz yapan temel etken, ama biz değiller. Sen, senin tercihlerin üzerinden oluşuyorsun. Annen baban seni kendine benzer yetiştirdiği için, onların nefret ile tepki gösterdiği olaya bir sonraki nesil olarak farklı bir çeşidiyle ama aynı dürtüden yola çıkarak tepki veriyorsun. Fakat bunlar yaşam alanının kısıtlılığı ile ilgili. Başka görüşleri, yaşamları, tepkileri, alışkanlıkları bilmediğinden, içgüdüsel davranıyorsun.


Tam olarak bu yüzden insanları tanımaya çalışman, seyahat etmen, sosyal etkinliklere katılman ve çokça kitap okuman gerek. Başkaldırman için, başının eğik olduğunu fark edebilmelisin!


Öğrenilmiş çaresizlik ile nefes alıp vermek, ne olursa olsun hayatının çevrende görüp sıradanlığı ya da sahteliği yüzünden eleştirdiğin insanların hayatlarından farklı olamayacağını düşünmek, bilmelsin ki “senin tercihin”. İnsanlar bizi etkiler, izin verdiklerimiz de vermediklerimiz de. Bilinçaltı, bunun en sarih örneğidir. Ve bilinç de bu yüzden var, farkında olup müdahale edebileceklerimize tepki göstermemiz için.

Belki karmaşık ele aldım düşüncelerimi fakat demem o ki, kaderinin efendisi olup mutlu, huzurlu ve başarılı olmak senin elinde. Bu şansı değerlendir ve kaybetme. Armutlara inat Elma olmaya ne dersin?
''Newton bir gün elma ağacının altında uyurken kafasına düşen elma sayesinde yer çekimini bulmuştur'' demişti ortaokulda fen bilgisi öğretmenim. İşte sorun da burada yatıyor ya. Newton tembellik yaparken fırsatı önüne düşmüş bunu değerlendirip yer çekimini bulmuş gibi lanse ediliyor. Ben çok geç öğrendim kafama elma düşmeden de bir şeyler yapabilceğimi. Bu yüzden oyum yukarıdaki ankette olmayan '' En uzaktaki elmayı yerimden kalkıp almak istiyorum ve o elmaya giderken yolda her şeyi tek başıma tecrübe edinerek öğrenmek istiyorum''
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Üst